Bu yazının ilhamı birkaç gün önce plajda ayaküstü konuştuğum bir anne.
“Beş yaşındaki oğlum bize adeta yapışık, hiç ayrılmıyor, hep bizimle oynamak istiyor, acaba kendi başına oynaması için ne yapabiliriz?”
Soru üzerine durumu daha iyi anlamak için ona sorduğum soruları ve önerilerimi maddeler olarak bu hafta sizlerle paylaşıyorum.
Bu soruya genel geçer doğruları içeren bir cevap verilebilecek olsa da çocuklarımız biricik; doğdukları aile, yaşadıkları çevre ve ihtiyaçları da keza öyle. Bu annenin evladı ile ilgili durum aslında çoğumuzda olduğu gibi çok katmanlı.
Çocuğunun oyun oynama alışkanlıklarının yanı sıra yurtdışında yaşadıkları için çift dilli/kültürlü büyüme, zorlu doğum öyküsü, öncesinde yaşadığı düşük sebepli yüksek kaygılı geçen hamilelik döneminin etkisi bu duruma bir miktar yansıyor. Durumuna özel önerileri bir tarafa ayırarak bir yaştan sekiz yaşa kadar çocukları olan anne-babalardan sıklıkla gelen bu sorunun cevabını bağımsız oyun oynama kapasitesi üzerine kafa yoran grubumuz üyelerine fayda sağlaması maksadıyla dikkatlerine sunuyorum.
1- “Genelde oyun oynarken ne kadarı çocuğunuzun oyunu ne kadarında oyuna sizin müdahaleniz var?
Örneğin: “Bak şu kutuları böyle koyalım, daha iyi olur, burası da havuz olsun” diyen, bir şey demese de mütemadiyen önündeki oyuncakları düzenleyen daha çok kim?
2- Yalnız başına gerçekten oyun oynayamıyor mu? Yoksa acaba sizin beklediğiniz kendi başına oyun oynama süresi yaşına göre biraz uzun olabilir mi?
3- Çocuğunuzun oyununu izlerken olumlu geri bildirim vermek, teşvik etmek adına “harika”, “çok güzel” gibi tanımlamalardan ziyade sadece oyun içinde gösterdiği gayrete ya da dışa vurduğu duyguya yönelik birkaç kelime sarf ettiğinizde oyuna sanki daha çok kaptırıyor olabilir mi?
“Nasıl olmuş anne/baba, iyi olmuş mu?” sorusunu eğer çok duyuyorsanız ilk etapta cevaplamak yerine “Senin istediğin gibi oldu mu? Buraya en çok sevdiğin figürleri çizmişsin, en çok bunlar görünsün istedin galiba? “ benzeri yanıtlarla karşılık vermek daha iyi olabilir.
4- “Bire bir çocuğa odaklı oyun zamanı; günlük ve haftalık olarak ne kadar var? Bol bol vaktimiz var, hatta tüm gün oynuyoruz diyorsanız, bu oyun esnasında “bedenen oradayım, ruhum işte/ mutfakta, içim sanki uyuyor ” gibi bir hal mi, yoksa olabildiğince arada zihniniz uçuşsa da ‘orada’ mısınız?”
Burada evladımıza oyun esnasında verdiğimiz dikkat ve mevcut olma halimiz, pasif bir gözlemci olmadan, müdahale de etmeden duruşumuz, çocuğumuzun dikkat kapasitesinde koruyucu, onarıcı bir işlev görür ve bu bağımsız oyun geliştirmede en kıymetli desteklerden biri. Bu sayede çocuğumuzdaki içsel gözlemcinin( internal observer) bir başka deyişle, çocuğun kendi duygu, düşünce ve davranışlarını dışarıdan bir göz gibi fark etme becerisini geliştirmesini sağlayabiliriz.
5- Oyunda amaç hem oynasın hem öğrensin mi, yoksa oyunu oyun için oynamaya var mısınız?
Bizim için esas değerli olan, oyun için oyun. Dolayısıyla öğretme peşinde olan, doğru düğmeye basınca ses çıkaran bir oyuncaktan ziyade açık uçlu tabir ettiğimiz şekilde oyuna izin veren oyuncakları var mı? Bildiğimiz oyuncaklara alternatif olarak oyuncakları içinde-eğer tek başına oynayacak ise- yaş uygunluğunu dikkate alarak farklı büyüklükte taşlar, parktan topladığınız yapraklar, birkaç sopa/dal, oyun kili, su ve rahatça oynayacağı sıkışık olmayan bir alan var mı? Bu tarz doğal materyaller ile çocukların oyunları farklı bir kurguda devam ettirdiği sıklıkla gözlemleniyor.
6- Oyunu sizi görebileceği/ sesinizi duyabileceği bir yerde oynayabilecek bir alanı var mı?
Bu geçiş alanına bağımsız oyuna geçişin ilk etapta bazı çocuklar daha fazla ihtiyaç olabilir.
7- Odası sizin rahatlıkla onu yalnız bırakabileceğiniz bir alan mı? (prizler, sivri köşeler vb bertaraf edilmiş durumda mı?) Yoksa yalnız oynadığında sıklıkla kontrol etmeniz gerekiyor mu?
Odasındaki tüm oyuncaklara, kutulara siz olmadan da rahat bir şekilde erişebiliyor mu? Aradığını kolaylıkla bulabilecek bir düzeni var mı? Ne de olsa oyun çocuğun işi, ofisi düzenli mi?
Çocuklarda oyun, karşılıklı ilişki içinde annenin/ bakımverenin aynalaması ile ruhsal bir zemin oluşturmaya hizmet ettiğinden bağımsız oyundan önce her zaman birlikte oyun zamanını önceliklendirmek burada esas.
İronik bir biçimde bağımsız oyuna giden yolu açmanın ilk adımı bağ odaklı oyun!
Bağımsız oyun; müdahale etmeyen, yönlendirmeyen, çocuğun iç dünyasını merak edip aynalayan bir tutumla oyun da var olarak daha kolaylaşıyor.
Evlatlarınızla keyifli, oyunlu günler dilerim.
Yasemin Yağlıkçı





