Uyku Eğitimi Vermek ya da Birlikte Yatmak? İşte Bütün Mesele Bu! - Ye Oyna Uyu

Uyku Eğitimi Vermek ya da Birlikte Yatmak? İşte Bütün Mesele Bu!

Bu yazıda, anneyi  en çok zorlayan ikilemlerden birini tartışacağız: Bebek ile birlikte mi yatılmalı, yoksa uyku eğitimi mi verilmeli?

  

 Kim Haklı?

Anne oldunuz…Tebrikler öncelikle… Hem kollarınızın arasında yepyeni bir hayat var, hem de sizin hayatınız çok farklı bir yola girdi artık… Bunu yaşamak ne büyük mucize; kucağınızda size muhtaç bir can var ve henüz sizin ondan ayrı bir “ben” olduğunuzun bile farkında değil. Her şey size bağlı... Size ve babasına…

Acıktığında doyuracak, kirlendiğinde temizleyecek ve uykusu geldiğinde uyutacaksınız. Ancak, belki bebeğinizi kollarınıza almadan önce fark etmediğiniz bir durum daha var. Her şey size bağlı olsa da, asla kararlarınızda bir başınıza olamayacaksınız.

“Esniyor uyutayım” diyeceksin, “çocuğu iyice yor, uzun uyusun” diyecek aile büyükleri. Gündüz uykularını alsın, gece de iyi uyusun diyeceksiniz, “bu ne düzen merakı” diyecek arkadaşlarınız. Birlikte yatmak isteyeceksiniz, “bağımlı olur” diyecek bir takım bilenler. Sosyal medyada “uyku eğitimini verdik” sevincinizi paylaşacaksınız, altında anneliğinizi acıtan yorumlar, “minicik bebek yalnız bırakılır mı?”. Ve siz:!??!?!! Peki verilen bu tepkilerden hangisi doğru? Hiçbiri!

Ne yaparsanız yapın beğenilmeyecek birileri tarafından. Çok konuşan var, çok bilen. Büyük kitlelere artık sadece “gerçeği” bilenler ulaşmıyor.  Herkes kendi gerçeğini savunurken, başka bir annenin canını acıtıyor. Aslında en önemlisi, belki de, tek bir gerçeğin olmadığını bilmek. Bildiğine aşık olmak yerine, onu sorgulayabilmek. “Ben böyle yaşıyorum, ama başkasının gerçeği başka olabilir” diyebilmek. Her yönü ile araştırmak, teorisini bilmek, pratiğini bilmek. İşte bilginin böyle sunulduğunu gördüğünüz zaman, orada kendinizi güvende hissedebilir, biraz soluklanabilirsiniz. Şimdi biraz soluklanmaya, yani nefes almaya ne dersiniz?

Nefes almaya yorgun bir anne olarak ihtiyacınız var zaten, elbette. Ama buradaki nefes, bebeklik dönemi ile ilgili, belki de en zorlayıcı ve tartışmalı konuda, uyku konusunda, alacağınız rahat bir nefes olacak umarım. Bu yazının sonunda, bilginin ışığında, kendi gerçeğinize karar verebilmenizi diliyorum.
Çünkü bu yazıda, anneyi en çok sarsan, en çok zorlayan ikilemlerden birini tartışacağız: Bebek ile birlikte mi yatılmalı*, yoksa uyku eğitimi mi verilmeli?

*Yazıda bahsedilen birlikte yatmak, bağımlı uyutma şekli içinde birlikte yatmaktır. Bebeğin bağımsız da uykuya dalabildiği, ayrı yüzeylerde olması şartıyla annesiyle birlikte yattığı durumlar hariç tutulmaktadır.

Bebek ile Birlikte Yatmak...

"...Bebeğiniz bir yenidoğan. Gece gündüz sık sık uyanıyor, emmek istiyor. Gece yatarken hemen yanıbaşınızda, kenarlığı indirilmiş beşiğinde. O uyanmasa bile uyanıyor, nefesini kontrol ediyorsunuz. Sürekli emdiği için birlikte yatmak daha kolay. Zaten o bu kadar kırılgan ve küçükken, nasıl onu bir duvarın arkasına koyacaksınız ki. Onun için en iyisi bu; yenidoğanken henüz dünyaya geldiğinin farkında olmayan bebeğinizi anne karnını çağrıştıran ne varsa rahatlatıyor. Sizin kokunuz, sesiniz, teniniz en iyisi…

Üç ayınız bitti ve bebeğinizde müthiş bir değişim oluyor. Sanki yeni dünyaya gelmiş gibi birden çevresinin farkına varıyor, bir uyanış yaşıyor! Evet, artık her şeyin biraz daha farkında. Uyuduğu yatağın, odanın, nasıl uykuya yatırıldığının…vs. Ve alışkanlıklar oluşmaya başlıyor.

Dört ay sonunda uyku eğitimi verilebilir diyorlar. Ama, siz birlikte yatmaya devam ediyorsunuz. Onun buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorsunuz  (belki de onun kadar buna sizin de ihtiyacınız var?)

Devam ediyorsunuz, 5. ay, 6.ay… Aslında bebeğinizin kolayca kendi kendine uyumayı öğrenebileceği zamanları atlamış oluyorsunuz. Böyle uyutması kolay da geliyor size; hazır kolay uyuduğu bir şekil varken bozmak istemiyorsunuz. Ama talep ettikçe emzirilmeye gündüz de alıştığı için gündüz uykuları çok düzenli değil. Kısa kısa uyuyor hep. Gündüz uykuları düzensiz olduğu için, gece de çok yorgun, sürekli uyanıyor, ama birlikte yattığınız için emzirerek rahat uyutmaya devam ediyorsunuz. Gündüz uykusu da gece uykusu kadar önemli, çünkü dinlenebilmesi lazım belli aralıklarda, ama olsun, bebekleri ile ayrı yatan ailelerin şikâyetlerinin aksine, sizin bebeğiniz- delikli uyusa da- geceleri uzun uyuyor.

6.-8. Ay bebeğiniz size doğal sürecinde bağlanıyor, anneden ayrılınca ağlıyor (ki gelişimsel süreç de annesi ile bağlanması gerçekleşen bebekler için bu çok normal). Bazen yerinde yatırmak istiyorsunuz ama size şiddetle karşı çıkıyor. Aslında işe başlamayacaksınız, biraz daha böyle devam edelim diyorsunuz. Katı gıda ile pek arası yok, hep emmek istiyor. Gece de emdiği için gündüz katı gıdaya iştahı çok yok. Kalorilerin bir kısmını sık sık uyanıp emdiği süt ile gece alıyor. 

Ayrılık kaygısı 10-15 ay civarında doruk yapıyor (yine normal bir gelişimsel süreç daha). Gündüz oda  değiştirirken bile bebeğiniz şiddetle ağlıyor arkanızdan. Emzirmeye de devam ettiğinize göre gece birlikte yatmaya devam. Bebeğinize sarılıp uyumak hoşunuza gidiyor, ama kocanızla baş başa uyumak bir hayal oldu çoktan. Bir akşam dışarı çıkıp biraz dinlenmek istiyorsunuz, çünkü mutlu bebekler mutlu annelerin, annenin de duraklara ihtiyacı var, ama bebeğiniz emzirilmeden uykuya dalamadığı için bunu yapmanıza imkan yok. Her uykudan uyanışta, gece ya da gündüz fark etmez, ancak siz emzirirseniz uykuya dalabiliyor.

Bebeğiniz 18.ayına geliyor. Artık sizin ile bir olmadığının, ayrı bir “ben” olduğunun farkına varmaya başlıyor. Bağımsızlaşma gelişimini desteklemek için belki de ayrı yatmaya başlamak lazım artık. “Ben”liğini bulmak için kontrolü artık kendinde isteyen, bebeklikten çocukluğa geçmekte olan bebeğiniz sizinle her konuda savaşıyor gibi. Özellikle uykuya yatma konusunda inanılmaz direniyor. Elbette, yine, çok normal bir gelişimsel dönem bu. Ama bu dönemde uyku eğitimi yolu daha zorlu ve uzun bir yol. Bu derece size direnci varken belki de uyku eğitimine hiç başlamasanız daha iyi. O nedenle birlikte yatmaya devam ediyorsunuz. Aslında artık birlikte yatmak da, yatakta 360 derece dönebilen bebeğiniz ile, zorlaşmaya başlıyor. Artık o emmese de, en azından sizin uykunuz, birlikte yatıldığı için, kesik kesik olmaya devam ediyor.

Çocuğunuz 3 oluyor, babanın artık yatakta yatması da yasak. Kazara gece babayı görürse avazı çıktığı kadar bağırıyor. Şimdi kardeşi de olacak, kara kara düşünüyorsunuz, hep birlikte bir odada nasıl olacak diye. Üzerinden 4 yıl geçti, ne kadar masumdu oysaki yenidoğanken onu emzirerek kendi yatağınızda uyutmak…"
 
 Bu benim önceki yazılarımdan bir alıntı. Bu noktaya kadar okuduysanız, ve bebeği ile birlikte yatan bir aile iseniz, şu an bana kızıyor olabilirsiniz. “Hani tek taraflı değerlendirmeyecektin bilgiyi?” diyebilirsiniz. Yukarıda okuduklarınız benim uyku danışmanlığım sırasında oldukça sık rastladığım, genel olarak emzirerek bebeğini uyutan ve bebeği ile birlikte yatan ailelerin yaşadıklarını özetliyor.

Aile başta birlikte yatmıyorsa dahi, eğer uyku eğitimi vermediyse, bir noktadan sonra birlikte yatmaya başlıyor. Ancak bu aileler, bu durumdan hoşnut olmadığı için benden uyku danışmanlığı almak isteyen aileler. Yani, bebeği ile birlikte yatıp, durumundan hoşnut olan aileler doğal olarak bana danışmanlık almaya gelmiyorlar. Onların hikayeleri daha farklı olabilir; yaşam tarzları, kişilikleri, geçmişleri...vs nedeniyle bu süreci daha hoşnut geçirebilirler. Siz ise her iki hikayenin de içinde olabilirsiniz. Seçiminizi yapmadan önce bu hoşnutluk ve hoşnutsuzluğu etkileyebilecek durumları gözden geçirelim isterseniz.

"Bebek ile Beraber Yatmak" Ne Zaman Doğru Karar?


Eğer birlikte yatmaya bebeğiniz doğmadan önce ya da doğduktan hemen sonra karar vermişseniz, ailenizin hayat tarzı buna uygunsa, sabah o uyanmadan çıkıyor, gündüz çok geç saatlere kadar çalışıyor ve bebeğinizi gün içinde hiç göremiyorsanız, tüm bunlar bebeğiniz ile birlikte yatmanın size keyif vereceğine işarettir. Bununla birlikte ailenin seçimi olmaktan ziyade, bu durum mecburiyeti olabilir, örneğin tek odalı bir evde yaşamak gibi.
 
Birlikte yatmanın doğum öncesi bir karar olduğunda hoşnutluğu arttırmada etkili olduğunu duymak size garip gelebilir. Ancak Weissbluth’un(1987) belirttiği gibi, eğer birlikte yatma kararı, doğum sonrasında, bebeği sakinleştirmek için bir çare olarak görülüp alınıyorsa o zaman ileride uyku problemlerini yaşamak daha olası demektir. Çünkü o zaman aile, bebeği yatıştırma konusunda kendini yetersiz hissediyor olabilir.  Birlikte yatmak bebeği yatıştırmak için alınan bir karar ise, aile daha ileride, bir şekilde bebeği yine bebek/çocuk yatağına geçirmek isteyecektir. Ancak yatıştırmak konusunda kendilerini yetersiz hissettiklerinden, çok kararlı bir şekilde adım atamayacak, belki de ilk zorlukta geri dönüş yapacaklardır. Bu da uyku problemlerinin devamı demektir. Ancak birlikte yatmak bebeği yatıştırmak için değil, başka nedenlerden dolayı alınan bir karar ise, o zaman istenildiğinde bebeği yatağına transfer etmek, daha önceleri yaşanan olumsuzluklarla ilgili öğrenilmiş çaresizlikler olmadan daha kolay olabilecektir.

Bebeğin Mizacı 

Aslında bebeği yatağına transfer etmenin ne kadar kolay olacağı biraz da bebeğin mizacına bağlıdır. Bazı bebekler ki bunlar mizaç olarak daha az tepkisel bebeklerdir, birlikte yatmaya alışmış olsa dahi, aile karar verdiğinde kendi yatağına geçmeyi daha hafif bir itiraz ile kabul edebilirler. Ancak aslında bu bebekler, zamanı geldiğinde* kendi kendine uykuya dalabilme becerisini de daha kolay geliştirebilecek bebeklerdir. Çünkü bu bebekler yeniliklere daha açık, daha kolay uyum sağlayabilen, olumsuzluklar nedeniyle aşırı tepki vermeyen ya da içine kapanmayan bebeklerdir. Yani bu bebekler için birlikte ya da yalnız yatmak çok büyük fark yaratmaz.
 
Öte yandan bazı bebeklerin, özellikle ilk üç ayı çok daha zorlu olabilir. Bu bebekler kolik olabilir, ya da diğer bebeklere oranla daha huzursuz, yatıştırması zor bebekler olabilirler. Bu bebeklerle birlikte yatmak da onlara uyku eğitimi vermeye çalışmak kadar zordur. Kolay bebekler, örneğin ikinci yıllarında, birlikte yatma ve emerek uyuma konusunda aileye daha az zorluk çıkarırken, huzursuzlukları olumsuz uçta olan bebekler çok daha sık uyanmaya, birlikte yatılmasına rağmen daha huzursuz uyumaya devam edebilirler. Yani aslında bir bebeğin huzurlu bir bebek olması ya da daha huzursuz bir bebek olması birlikte yatma ya da yatmamanın sonucu değildir. Hatta ilk etapta mizaç sorunu gibi görünse de, ailenin belli düzenlemeler ile üstesinden gelebileceği bir sorundur. İlk aylarında yatıştırması daha zor bu bebekler için (aslında tüm bebekler için) en önemlisi, ihtiyaçlarının fazla bekletilmeden karşılandığı bir düzen içinde yaşamalarıdır. Bu sayede bu bebeklerin birçoğu daha sonradan ailelerin “daha huzurlu” dedikleri bebeklere dönüşebilmektedir.

Bebeğimle Birlikte Yatarsam Bağımlı, Ayrı Yatırırsam Kaygılı Olur mu?

Yani burada altı çizilmesi gereken ifade İHTİYAÇLARININ DOĞRU, İSTİKRARLI VE ZAMANINDA KARŞILANMASI’dır. Bebek açken emzirmek, altı kirlendiğinde temizlemek, sizin dikkatinize ihtiyaç duyduğunda onunla oynamak, keşfetmeye ihtiyaç duyduğunda izin vermek ve uykusu geldiği ve biyolojik olarak uyku için en ideal zamanda uyumak gibi ihtiyaçlardan bahsediyoruz. Bu şekilde ihtiyaçları karşılanmış bir bebek kendini güvende hissedecektir ve bakım veren kişi (bu genelde annedir) ile arasında güvenli bir ilişki kurulacaktır.

Kendini güvende hisseden bebek anneden ayrılması gerektiğinde daha rahat ayrılacak, çünkü ihtiyaç duyduğunda annesi tarafından cevap verileceğini bilecektir (şimdiye kadar vermiştir). Böylece yalnız kalma kapasitesi artacak, kendi kendine uykuya dalma becerisi daha kolay gelişecek ve sonrasında uykuyu bir başına yatağında sakince bekleyebilecektir. Anneden bağımsızlaşma zamanı geldiğinde de ondan rahatça ayrılabilecek ve bağımsızlaşabilecektir.

Yani ne birlikte yatmak bebeği “bağımlı” yapar, ne de ayrı yatmak onu “bağımsız”. Ya da ne ayrı yatmak bebeği “kaygılı” yapar, ne de birlikte yatmak “kaygısız”. Bu durumlar daha çok, bebek ihtiyaç duyduğunda annenin verdiği cevap ile ilgilidir ve sanılanın aksine, bebeğin ihtiyacı güven üzerine kurulu bir anne bebek ilişkisinde birlikte yatmak değildir. Birlikte yatmak zorunda kalmak ya da ayrı yatabilmek daha çok bu ilişkinin bir sonucudur. Ve tek başına, her ikisi de bağımlı ya da bağımsız olmayı etkilemez.

Ya Gece İhtiyaçlarının Karşılanması?

Şimdi bu noktada diyebilirsiniz ki gün 24 saat.  Bebeğin ihtiyaçları sadece gündüz değil ki, gece de ortaya çıkıyor. Evet, elbette bebeğin ihtiyaçlarına günün her saatinde cevap verilmeli. Ama birlikte yatmayan annelerin bunu yapmadığını kim söyledi?

Onlar da bebekleri ağladığında yanlarına gidiyor, altlarını değiştiriyor, bebek aç ise doyuruyor karnını. Onları ağlamaya bırakmıyor hiçbir şekilde.

Yazının bu noktasında artık bahsettiğim uyku eğitiminin ağlatmaya bırakılan uyku eğitimi ya da çok mekanik uygulanan uyku eğitimleri olmadığını anlamışsınızdır.

Bebeğin ihtiyaçlarını göz önüne alan ve bebeğe ağladığında destek veren ve bebek desteği bıraktıkça geri çekilen bir uyku beceri gelişimi benim bahsettiğim. Bu yüzden, aslında uyku eğitimi demektense uyku beceri gelişimi demeyi tercih ediyorum, geliştirdiğim ve uyguladığım yönteme. Bu tür bir uyku beceri gelişiminde ihtiyaçların karşılanmaması gibi bir durum söz konusu değil zaten.

Bugünün Doğal Ebeveynliği 

Ancak, sadece uyandığında ve ihtiyaç duyduğunda cevap vermenin de ötesinde, bebeğin her durumda birlikte yatmaya ihtiyacı olduğunu savunanlar da var. Örneğin, Solter(2001) birlikte yatmanın “doğal” olduğunu söylemektedir.

Evet, birlikte yatmak en ilkel zamanlardan beri süre gelen bir durumdur. Çünkü ilkel zamanlarda bebeğin annesinin yanında olmaması, yırtıcı bir hayvan tarafından kapılması, soğuktan donması, bir yabancı tarafından öldürülmesi demekti. Bebek yalnızlığa itiraz etmez ise ölüm olasılığı çok yüksekti.

Bugünün doğalı ise çok farklı. Artık bu tür tehditler çoğumuzun hayatında yok. Ancak bu yeni kültür yakın zamanda ortaya çıktığından ve çok hızlı bir şekilde geliştiğinden, bunun genlere yansıması da zaman alacaktır. Dahası, günümüzdeki uyaran çeşitliliği geçmişe göre çok daha fazladır (odalardaki görsel zenginlik, şehrin gürültüsü, oyuncak ve aktivite yoğunluğu, elektrik ile artık hava karardıktan sonra da devam edebilen ebeveyn hayatı…vs). Dolayısıyla, bebeklerin belki biraz yalınlığa, sessizliğe ve hatta güvenli bir yalnızlığa bile ihtiyacı olabilir, uykularını iyi alabilmek adına.

Sizin Gerçeğiniz... 

Daha önce de belirttiğim gibi, anne gün içinde bebeği ile ilişki kuracak bir zaman dilimine sahip değilse, örneğin o uyanmadan evden çıkıyor ve uyuduktan sonra işten geliyorsa, bu durumda anne bebeği ile yatmak isteyebilir. Bu sağlıklı bir seçimdir. Bu şekilde birlikte yatmak, bebeği tek başına bağımlı yapacak bir durum değildir.

Ya da aile, yanına bebeği yatıştırmak için değil, uyku problemini çözmek için değil, bebek kaygılı olacak diye düşündüğü için değil, tek doğalın bu olduğu söylendiği için değil, ama sadece birlikte yatmaktan hoşlanacakları için, birliktelikten hep birlikte huzur alacaklarına inandıkları için bebeği ile birlikte yatıyorsa bu da sağlıklı bir seçimdir.

Eğer gece uyanmaları gelişim ayına göre uygunsa, örneğin dokuz aylık bir bebek gece süt istemeden uyuyorsa, ya da bir iki kez uyansa dahi bu gündüz iştahını çok etkilemiyor, hemen geri dalabiliyor ve anneyi de uyanmak huzursuz etmiyorsa, yine bebeğinizin odasını ayırmak zorunda değilsiniz. Çünkü bebeğin düzeni sağlanabildiği sürece birlikte yatmanın sanıldığı gibi “bağımlılık yaratma” gibi bir sonucu yoktur (yani bu sonuç tek bir nedene indirgenemez).

Ancak, bununla birlikte, hayat tarzlarımız da göz önüne alındığında bu durumun ilk başta verdiğim örnekteki gibi yaşantılar yaratabileceği, birlikte yatmak yerine bebeğe zamanı geldiğinde sunulacak-anne bebek ilişkisinin değerlendirilmesi de yapılarak-destekli uyku beceri gelişiminin bebeğe bir zarar vermeyeceğini ve bebeğin bağımlı ya da bağımsız olmasının bunlara bağlı olmadığını da bilmeliyiz.

Ayrıca kendi kendine uyuma yeteneğinin gelişmesinin, bebek ile yatma konusunda noktayı koymak olmadığını, özellikle bebek ihtiyaç duyduğunda, örneğin hastayken, ya da, tanımadığı bir ortamda uyuması gerektiğinde, yine anne babasıyla yatabileceğini de bilmeliyiz.
 
Benim fikrim, ne bebeğin bağ ihtiyacını birlikte yatarak çözmek, ne de deliksiz uyuyacak diye bebeğin ihtiyaçlarının göz ardı edildiği bir şekilde, onu ağlamaya bırakarak bir uyku eğitimi vermek. Ben bebeğin düzeninin, yani onun ihtiyaçlarının doğru ve zamanında karşılanmasının, onu sağlıklı bir ruh yapısına sahip, bağımsız, kendine güvenen, problem çözme yeteneğine sahip bir birey olması için asıl olduğunu düşünüyorum (ve elbette birçok araştırma da böyle düşünüyor, dileyenlere referans verebilirim).

Bu çerçevede anne bebek ilişkisi değerlendirilerek verilecek, bebeğin ihtiyaçlarının göz önünde tutulduğu destekli bir uyku beceri gelişiminin, iki uç yöntemin (birlikte yatma ve diğer uyku eğitimlerinin) ortasında, en iyi çözüm olduğunu düşünüyorum. Bu benim düşüncem, bu benim uzman gerçeğim, bu benim annelik gerçeğim. Sizin gerçeğiniz farklı olabilir. Birlikte yatmak isteyen ailelere, ya da çocuğuna uyku eğitimi verenlere bu konuda kimsenin "ben senden daha çok anneyim!" tarzında yaklaşmaya hakkı yok. Annelerin kendini kötü hissetmesine neden olacak bu "bir diğerinin" fikri olan yaklaşımları duymak yerine kendi gerçeklerini bulmalarını ve mutlu olmalarını umuyorum.

Bebeğiniz ile birlikte yatmak ya da ona destekli uyku beceri gelişimi sunmak konusunda kendi gerçeğinizi bulmanızı diliyorum…
 
Sevgilerimle,
Sinem ÖZEN CANBOLAT
Uzm. Gel. Psikoloğu
 
* Destekli uyku beceri gelişimine 4. aydan itibaren başlanabilir. İlk üç ayda ise bebek henüz dünyaya geldiğinin farkında değildir, bu nedenle, onu anne karnını çağrıştıran ortamlar rahatlatır (kucak, kundak, ritim, anne kokusu, anne sesi...vs). Dolayısıyla, bebeğin güvenliğine dikkat edildiği sürece, kucakta ya da anne babasıyla aynı odada yatması gibi durumlar onda alışkanlık yapmayacaktır.
 
Referanslar:
Solter, Aletha Jauch. The aware baby. Shining Star Press, 2001.
Weissbluth, Marc. Healthy sleep habits, happy child: A step-by-step program for a good night's sleep. Ballantine Books, 2015.