Erken Gelişim: Mutlu mu Olalım, Alarma mı Geçelim? - Ye Oyna Uyu

Erken Gelişim: Mutlu mu Olalım, Alarma mı Geçelim?

Erken gelişim her zaman mutlu olacağımız bir durum mudur?

 

Bir çok anne baba erken gelişim gösteren bebeği ile gurur duyar, mutlu olur. Bebeklerin hayatta 1-0 önde olacakları hissini taşırlar.

 

Bu her zaman mutlu olacağımız bir durum mudur?

 

Gelişim neden olur? Nasıl daha gelişmiş hale geliriz?

 

Genel olarak biz bebeklerimizi büyütürken hep “ne” ve “ne zaman” sorularını çok sorarız. “Ne zaman emzirmeli?” “Ne zaman kendi başına uyuyacak?” “Ne oynayalım?” “Ne yedirelim?”. Bunlar performans ve kontrol için bize ihtiyacımız olan cevapları verir. Oysa, bence, çoğu zaman gelişimde sorulması gereken en önemli sorular “nasıl?” ve “neden?”dir. Nedenini anlamadan vereceğimiz her bakım ezbere, her yorum yüzeysel olacaktır.

 

Bebeğin gelişiminin altındaki motivasyon, bize çok şey anlatır. 6 Aylık bir bebek emeklemeye başladı ise bu erken gelişim bizi çok mutlu edecek bişey midir? Cevap evet de olabilir, hayır da.

 

Örneğin, bebek eğer duyarlı bir bakım almıyor ise, anneye (birincil bakıcısına) sinyallerini göndermekten vazgeçmiş ve hazır olmadığı halde başka kaynak bulamadığı için  iç kaynaklarına yönelmiş ise, erken ancak sağlıksız bir bağımsızlaşma gösterebilir. Bu bebeklerin, çok fazla yalnız başına bırakılmış, az kucağa alınmış olmaları da olasıdır. Bebek güvenli bir liman aramaksızın yer değiştirmeye başlayabilir. Çocuk Esirgeme Kurumlarındaki bebeklerin bazılarında çok erken emekleme görülür. Bebekler az kucağa alındığı, ilişkiye ihtiyaç duysalar dahi personel yetersizliğinden dolayı aradıkları duyarlı ilişkiyi bulamadıkları için, emeklemeye erken başlarlar. Yani, köklenmeden uçarlar.

 

Bazen de bunun tam tersi olabilir. Ebeveyn bebeği ile ilişki içindedir, ancak, bu ilişkide bir istikrar yoktur. Anne (veya birincil bakıcı) daha çok kendi içsel durumuna göre bebeği ile ilişkiye geçiyordur. Örneğin, bebek ihtiyaç duyduğunda kucaklamak yerine daha çok kendisi onu sevmek istediğinde kucaklıyordur. Ya da, bebek annenin ilgisini istediğinde onunla oynamak yerine, anne, kendi oynamak istediğinde bebeğin hazır oluşuna dikkat etmeksizin oynuyordur. Yani, ihtiyaçlar bebeğin değil annenin ihtiyaçlarıdır. Böyle olduğunda, bebek ihtiyaçlarını iletmek yerine ilişkiye yatırım yapar. Çünkü, anneyi yakınında tutmanın yolu kendi ihtiyaçlarından geçmemektedir. Ne yapacağı belli olmayan bir annenin sürekli çok yakınında durmak hayatta kalmak için en iyi stratejidir. Bu durumda, anne nereye giderse peşinden gitmek için erken emekleme olabilir. Yani, keşfetmek için uçmaya enerjilerini veremezler, sürekli köklenmeye çalıştıkları için.

 

Bu bebekler bazen “algısı çok açık” dediğimiz bebeklerdir. Bebeklerin algısının açık olması bir hayat stratejisi olabilir. Hayatta kalmak için tehlikeleri fark edecek bir uyanıklıkta gezmek durumunda olabilirler. Bu uyanıklık, bu hazır oluşluk güçlü kasları, hareketliliği getirirken, sindirim ve boşaltım sistemlerinde problemleri de beraberinde getirebilir.

 

Bazen de bebekler, hem duyarlı, hem de tutarlı bir bakım alırlar. O güne kadar aldıkları iyi bakım sayesinde ilgileri keşfetmeye yönelebilir. Dünyaya gelirken getirdikleri korku ve kaygıyı aldıkları iyi bakım içerisinde yavaş yavaş bırakabilmişlerdir. Bu bebeklerin kendilerini güvende hissettikleri kökleri de vardır, keşfetmek ve uçmak için kanatları da.  Eğer bir bebek, zamanının büyük bölümünde etrafı keşif amacı ile emekliyor ise, arada bir dönüp annesinin, babasının ilgisini kontrol ediyor, ya da onlara geri geliyor ise, geldiğinde de duyarlı bir cevap buluyor ise, bu gayet sağlıklı bir gelişimdir ve işte sevineceğimiz noktada bu gelişimin ne zaman olduğundan ziyade, neden ve nasıl olduğudur.

 

Tüm bebeklere köklerin ve kanatların dengede olduğu bir ömür dileklerimle,

Sinem Özen Canbolat