Bana Bağımlı Olur mu? - Ye Oyna Uyu

Bana Bağımlı Olur mu?

 “Emerken uyumasına izin verirsem bana bağımlı olur mu?”

 

 

BAŞKA ŞEHİRE YOLCULUK…

 

Huzurlu, keyifli, güvenli bir eviniz var. İçinde rahat ettiğiniz, dışarısı tehlikeli olduğunda, sizi yorduğunda, huzursuz ettiğinde kaçıp sığınabildiğiniz. Her köşesini bildiğiniz sıcak bir yuvanız var.

 

Sonra, bir gün aniden bir yolculuğa çıkmanız gerektiği söyleniyor. Başka bir şehire gitmelisiniz. Arada bir ziyaret etmeye başladığınız, ama devamlı kalmadığınız, çok da tanımadığınız bir şehirde yaşamanız isteniyor. Üstelik de bir daha evinize dönmemek üzere.

 

Nasıl hissederdiniz? Tedirgin, tehlikede, dağılacak gibi, korku, kaygı veya öfkede? Çaresizlikte?

 

İtiraz ediyorsunuz. Evinizden hiç çıkmamaya başlıyorsunuz. Burası kendinizi güvende hissettiğiniz anlarla, anılarla dolu. Sığınabileceğiniz bir çok güzel anısı var evinizin. Burada dünya keyifli bir yer, bedeniniz kendini rahat uykuya bırakabiliyor, arada bir buradan çıkıp dışarıyı keşfetmek de güzel, ama her zorlandığınız an dönebileceğiniz size ait bir yer.

 

Bir gün evden zorla çıkarılıyorsunuz ve dönmemek üzere o şehire gönderiliyorsunuz. Bilinmezlerle dolu o şehirde, hem kaybınızın üzüntüsünde, öfkesinde, hem de yaşamınızın dağılmışlığı içinde, bilinmezin tehlikesinde bu çok zor bir deneyime dönüşüyor. Belki de savaşamayacağınız kadar zor, donuyorsunuz içinde. Bağlantınız kopuyor gerçeklikle. Çünkü gerçeğin içinde kalmak çok acı verici. O ben’in içinde, o dağılmışlıkta bir bütün gibi hissedemiyor, kopuk bir gerçekliğin içine sürükleniyorsunuz.

 

O yeni şehirde yaşamaya başlıyorsunuz, zamanla orası da daha tanıdık olmaya başlıyor. Ama geçmişin o zorlu ayrılık deneyimi sizin içinizde sürekli kendini hatırlatıyor. Bu yeni şehirde, yeni evinizden dışarıya adım atmak çok zor. Bir şekilde evinizde yaşamaya başlıyorsunuz, ama geçmişte yeniye attığınız adım o kadar zorluyor ki sizi, dışarı çıkmalarınız azalıyor. Çıksanız bile koşa koşa eve dönüyorsunuz. Geceleri bir türlü rahat uyuyamıyor, uyusanız bile sık sık uyanıyorsunuz,”acaba ben neredeyim?” diyerek.

 

Hazır olmadan başladığımız, içsel olarak tamam demeden zorlandığımız her ayrılık hikayesi böyledir. Bu ister doğumla dünyaya gelmek olsun, ister emzirmenin yerini ilişkiye bırakması olsun, isterse evimizden ayrılmak olsun. Ayrılamayız. Yapışıp kalırız tanıdık olana.

 

“Doğduğu günden beri uyumuyor”, “Artık emzirmeye bırakmaya doğru gidiyoruz ama hala çok düşkün emmeye. Gün içinde sürekli emmek istiyor” “Emzirmeden uyutmak istedim ama mememe daha çok yapıştı”

 

Bu hikaye nasıl değişir?

 

Bu hikaye nasıl huzur bulur?

 

“EMZİRME” ŞEHRİNDEN, “İLİŞKİ” ŞEHRİNE DOĞRU YOL ALIRKEN…

Öncelikle, memeye yapışmanın, memeden ayrılamamanın bebeğinizi emzirmek ya da emzirerek uyutmak ile ilgili olmadığını fark ettik değil mi? “Gece uyandığında emzirmeye devam edersem bana çok bağımlı olur mu.?” “Onu destekleyerek uyutursam bana bağımlı olur mu?” “Emerken uyumasına izin verirsem bana bağımlı olur mu?” Sorulması gereken sorular bunlar değil.

 

Hayır sevgili anne! Maalesef, bu duydukların bebek ruhsallığını anlayabilecek kadar derine inmemiş uyku eğitimi söylemleri sadece! Ya da bebeğini emzirerek uyuttuğu için memeye bağımlı hale geldiğini sanan diğer annelerin söylemleri! Veya, dürtüsel bir varlığın kendisine bağımlı olmasına henüz hazır olmayan, bu dürtülerin yıkıcılığında tehlike altında hisseden benliğinin söylemleri bunlar!

 

İlişkiyi sunmak değildir bağımlılığı yaratan. Bağımlılık ancak o ilişkiye doyamamak ya da oradan ayrılacağı noktada gideceği başka bir güvenli ilişki limanı deneyimlememiş olmak ile ilgilidir.

 

Yani, evinden, onu rahatlatan deneyimlerle dolu o güzel emme anlarından ayrılmaya hazır olabilmesi için, gideceği yeni evi, yeni şehri olan anne ile ilişkiye dair de yeterince güzel deneyimi birikmiş olmalıdır. Eğer gideceği yeni şehir yeterince tanıdık olmaz, yeterince iyi deneyimi olmaz ise, o zaman hali hazırda her köşesini bildiği, konfor dolu evinden ayrılmaya hiç mi hiç razı olmayacaktır.

 

Ne demek istediğimi biraz daha somutlaştırayım. Bebek dünyaya geldiğinde, emmek (ya da herşey yolunda gitmediğinde de ikinci tercih olarak benzer şekilde beslenmek) onun hem içindeki (midesini), hem de çevresindeki boşluğu bedensel, zihinsel ve duygusal olarak dolduran yegane destektir. Burada dünya bebek için memedir. Bir çok güzel anı biriktirir. O boşluğu hissettiğinde meme gelmiştir, huzursuzlandığında meme gelmiştir, dünya gerçekliğinde kalamadığında (tolere edemediği zorluklarla disosiye olduğunda, yani gerçeklikten koptuğunda) meme ona dünyayı hissettirecek bir çok duyusal girdi eşliğinde  “merak etme buradasın, güvendesin” demiştir. Tüm bu güzel anılar ona bilinmezlerle dolu uzay boşluğunda bir çapa olmuştur.

 

Gelişim devam ettikçe, dünyaya uyum da artmaya başlar. Artık çevreye ilgisini çevirebilecek kadar kendini güvende hissetmeye başlamıştır. Zaten beyin gelişimi de paralel seyreder ve bebek anneyi ve dünyayı tanımaya başlar. Ardından, anne ile karşılıklı gülümsemek, annenin sesini duymak, anne ile bakışmak da güzel birer anı olmaya başlar. Bebeğin yavaş yavaş annenin ona sağladığı güven ve sevgi ile ilgili genel bir fikri oluşur. Artık, anne ile ilişkisi, meme olmadan da güvenli bir alan haline gelmeye başlamıştır. Bebeğin canı acıdığında, sıkıldığında, uyumadığında ona sürekli emzirerek cevap vermek yerine, ilişki içinde zorlu deneyimleri kapsanmaya, sarmalanmaya çalışılır. Zaman zaman ilişki de yeteri kadar iyi bir ilişkiye dönüşür. Burada da anılar birikmeye başlar. Bu yeni şehir, yeni ev giderek tanıdık olur.

 

Zamanla, meme ile ilişkiden anne ile ilişkide regüle olmaya, rahatlamaya doğru ilerleme olur. Artık, bulunduğu şehir ile ilgili yeteri kadar iyi deneyimi olmuş, yeteri kadar tanımıştır onu. Yeni keşiflere hazırdır. Taşınacağı şehrin de ona benzer güvenli ortamı sağladığına dair anıları da biriktikçe, diğer şehre varmak daha kolay hale gelir.

 

Bu nedenle ne emziriyor olmak bebeği bağımlı hale getirir, ne de emzirmeden uyutmak onu daha bağımsız bir birey yapar. Bebek öncelikle emerken yeteri kadar iyi deneyimler biriktirir. Buradaki deneyimler onun için doyurucu olur. Bu arada, anne ilişkisi içinde de ona alan açar, ilişkisi içinde de deneyimler kazandırır. Yani, her huzursuzluğunda, her canı sıkıldığında en kolay yoldan emzirmek yerine ona ilişkisel deneyimler de sunar. İşte o zaman geride bırakılana doyum ile birlikte yeniye hazır olma hali de akışta gerçekleşir.

 

Bu yüzden emzirme yolculuğu boyunca ilişkinin sadece emzirmede olduğu sanrısında olmak, “nasılsa bir gün emmeyi kendi bırakır ben o zamana kadar ne zaman huzursuzlansa, sıkılsa hep emzireyim” demek, bebeğin bu dünyaya uyum sürecinde sağlıklı olan gelişimi sunmamak demektir. İlerlemek için geldiği hayat yolculuğunda onu bulunduğu şehire kendi yanılsamalarımız nedeniyle çakılı bırakmaktır. Oysa, ilerlemek için bizim açmakla sorumlu olduğumuz ilişkisel alanlara ihtiyacı vardır.

 

“HER İLİŞKİ, BAŞLADIĞI AN, SONLANMAYA DA BAŞLAMIŞTIR”

 

Emzirme sonlandırma 3 günde olup biten bir süreç değildir. Her ilişkide olduğu gibi, başladığında aynı zamanda sonlanmaya da başlayan bir yolculuktur. Önce tam bir bağımlılık içinde güvenli hale gelir (ilk aylarda), daha sonra varacağı yere (anne ve dünya ile birebir ilişkiye) doğru ufak yolculuklar yapmaya başlar. Bu yeni yerlerle ilgili yeteri kadar iyi deneyime sahip olduğunda da oraya gitmek güvenli hale gelir. Tıpkı doğum gibi, memeden ayrılma yolculuğu da, bebeğin ileride yaşayacağı nice ayrılık ya da keşif yolculuğunu derin bir yerden etkileyecek, bilincin ötesinde bir yerde model oluşturacaktır. Bu nedenle bu eşsiz deneyimde ona eşlik etmek, kendi içsel ihtiyaçlarımız nedeniyle saplı kalmamak ya da zamanından önce onu itmeye çalışmamak için “farkında olmak” belki de bu konuda atacağımız en önemli adım olacaktır.

 

Tüm bebeklerimiz için, hazır oldukça ilerleyebilecekleri alanı bulacakları, güvenle ve ışıkla yol alacakları bir hayat yolculuğu dilerim.

 

NOT: Her ne kadar yazıda baba ile ilişkiye değinmemiş olsam da, elbette her fırsatta belirttiğim gibi, baba ile güvenli ilişki alanı bebeğin bağımsızlaşma yolunda önemli role sahiptir. Anne-baba-bebek üçgeninde her ilişki kombinasyonu bebeğin hayatında nasıl bir insan olarak şekilleneceğinde belirleyici olacaktır.